AVCI-TOPLAYICI ÇOCUKLAR
YENİ NESİL, AVCI-TOPLAYICI ÇOCUKLAR
Neolitik Çağ'dan önce insanların avcılık ve toplayıcılıkla hayatlarını idame ettikleri, çoğu tarih kaynaklarında geçen ve bulgulara dayanan bir gerçekliktir. Bu insanlar, küçük sosyal örgütler şeklindeki klonlar halinde yaşıyorlardı. Oluşturduklar sosyal örgütün temel amacı hayatta kalmaktı.
Geçimlerini günlük 3-4 saat avlanarak ve toplayarak sağlayan bu topluluklar, ne kadar farklı besin kaynakları keşfetseler de, yeni bulduklarını merak etmekten kendilerine alı koyamamışlardır. Bu da başlı başına insanlığın yeni durumlara karşı merak duygusunu üst sınırda yaşadığının göstergesidir.
Neolitik Çağ'dan önce öğrenilmiş bu yaşam tarzı, insanlığın düşünsel evrimleşmesiyle değişerek, günümüze ulaşmayı başarmıştır. Şöyle ki;
İnsanlık besinlere ulaşmanın kolay yollarını buldukça, fıtratında bulunan merak etme dürtüsünü farklı boyutlarda ve durumlarda kullanıp, bu dürtüyü hazza ulaştırmaya çalışmıştır.
İşte işin bu boyutunda, toplumsal ahlaka ters gelen durumların artmasına sebep olunmuş, insanlık kötülüklerle tanışmıştır.
Bu ön bilgiler ışığında hepimizin avcı-toplayıcı klonlar gibi yaşadığımızın kanaatindeyim. Çünkü sürekli yeni bilgilere, davranışlara ve durumlara karşı merak duyarız ve benliğimize "onu istediğimiz" iletisi yollarız. Bu süreç sonunda, avcı ve toplayıcı benlik avladıkları ve topladıklarını bir süzgece koyar. Toplumsal ve genel ahlak ilkeleri, faydacılık, bireysel dürtüler dışında gördüklerini eleyip atarız. Fakat elekten geçerken denediğimiz her şey benliğimizin bir köşesine dokunacak ve orada yer edinmeye çalışacaktır.
Yetişkinlerin kendilerini koruma yetenekleri gelişmiş olduğundan, istenmeyen davranışlara karşı daha dirençlidirler. Fakat çocuklarda bu durum gelişmediğinden, daha sakıncalı hallere dönüşebilir. Bu durumda aklımıza şu soru gelebilir:
Peki çocuklar neyi avlayıp-toplarlar?
Her şeyi! Evet, her şeyi avlayıp toplayan bir yeni nesille karşı karşıyayız. Tv reklamları, diziler, sosyal medya, bilgisayar oyunları, internet, cep telefonları, canlı yayın yöntemleri... Bunlar çağımızda hayatımıza soktuğumuz ve zararlı-yararlı besinleri aynı ağaçta, karışık olarak sunan koca bir ağaç gibi. Çocuğumuz bu ağacın hangi meyvesinin yararlı, hangisinin zararlı olduğunu biliyor mu? Bilmesi imkansız, çünkü çoğunu yetişkinler dahi ayırt edemiyor. Muhteva olarak hepsi bir birinden farklı olsa da, dışarıdan bakıldığında aynı gözüken bir ürünlerle süslenmiş koca bir ağaç!
Yani çocuk genel-geçer doğru bilgi ve toplumsal olguya ulaşmaya çalışırken ister istemez, zıt karakterdeki bilgi ve olguları da yaşamına sokmak zorunda kalıyor.
Örneğin;
Çocuğa Venezuela'yı araştırmasını istediniz. İlk olarak İnternet yardımıyla araştırma yapacak olsun. Arama motoruna Venezuela yazdığında ve karşısına çıkan ilk sayfayı ziyaret ettiğinde her şey normal seyriyle devam ediyor. Yani avın adı belli. Sonrasına dikkat! Açılan sayfanın alt tarafında cinsel içerikli bir haber, onun yanında şiddet unsurları taşıyan bir oyun tanıtımı, diğer tarafta yanıp sönen bahis reklamları...Bundan sonra iş artık avcılıktan çok toplayıcılığa dönüşecektir. Önüne gelen her şeyin tadına bakan, beğendiklerini belleğine aktaran-beğenmediklerini bir köşeye saklayan, savunmasız bir avcı-toplayıcı iş başında!
Bu tehlikeli durum sadece İnternet ortamında değil tabi ki. Tv de her gün merakla beklediği çizgi film arasına konulan reklamlar, kanala ulaşmak için yapılan zaplar, bir parkta ya da yolda duyduğu konuşmalar, sosyal çevreden örnek aldığı tehlikeli davranışlar...
Peki ne yapmalı?
Çocuğumuzu yaşadığımız şu dünyadan soyutlamamız imkansız olduğuna göre, onu bu durumundan en az ziyanla nasıl kurtarırız?
İlginç gelebilir ama yöntem yine neolitik çağ öncesi avcı-toplayıcı toplumlarda gizli. Bu topluluklar yeni karşılaştıkları nesnelere veya canlılara karşı gayet ihtiyatlı yaklaşırlarmış. Hatta yeni bir besinle ilk karşılaştıklarında onu grubun en yaşlı üyesi denermiş. Bunu çağımıza uydurmak gerekirse;
Kontrol altına al, önce sen dene, önceki deneyimlerini yükle, zararlarından arındır,
eğer, hala zararlıysa yaklaşma! Zarar ortadan kalktıysa denemesine müsaade et ve sonuçlarını bekle.
İlk etapta karışık olarak görülebilir. Fakat işin özetine indiğimizde elimize geçenler şunlar oluyor;
Yeni öğrendiklerini ve merak ettiklerini sürekli kontrol edin,
Çocuğunuzun doğruya ulaşması için kullanacağı yolları önce siz deneyin,
Eğer yaşanmış bir deneyiminiz varsa bunu onunla paylaşın,
Merak ettiklerini iyi bilip, zararlı olanlar konusunda tedbirler alın,
İsteklerini göz ardı etmeyin, neyi istediğini değil niye istediğine bakın,
Çevresinde rol model aldıklarını tanıyın, zararlarından arındırın,
Boş zamanlarında veya yalnız kaldığında neler yaptığına dikkat edin.
Sonucunun iyi olmayacağını bildiğiniz hiç bir şey için bir kereden bir şey olmaz demeyin,
Çocuğunuzu kontrol etmeyin, ona karşı kontrollü davranın. Neyi ne zaman yapacağına siz karar verin ama hissettirmeyin.
Böylelikle, koca bir çöp yığınına dönüşen sosyal medya, internet, tv, ve sosyal çevremizden neyi avlamaları veya neyi toplamaları gerektiği konusunda seçici olmaları gerektiğini belirten, yardımımız dokunur. Belki de Avcı-Toplayıcı çocuklarımız insanlığın, ilmin ve teknolojinin kendileri için ne kadar önemli olduğunu hissedecek ve bu işin hazzını yaşayarak, başarıyı kendiliğinden bulacaktır.
Yani çocuk genel-geçer doğru bilgi ve toplumsal olguya ulaşmaya çalışırken ister istemez, zıt karakterdeki bilgi ve olguları da yaşamına sokmak zorunda kalıyor.
Örneğin;
Çocuğa Venezuela'yı araştırmasını istediniz. İlk olarak İnternet yardımıyla araştırma yapacak olsun. Arama motoruna Venezuela yazdığında ve karşısına çıkan ilk sayfayı ziyaret ettiğinde her şey normal seyriyle devam ediyor. Yani avın adı belli. Sonrasına dikkat! Açılan sayfanın alt tarafında cinsel içerikli bir haber, onun yanında şiddet unsurları taşıyan bir oyun tanıtımı, diğer tarafta yanıp sönen bahis reklamları...Bundan sonra iş artık avcılıktan çok toplayıcılığa dönüşecektir. Önüne gelen her şeyin tadına bakan, beğendiklerini belleğine aktaran-beğenmediklerini bir köşeye saklayan, savunmasız bir avcı-toplayıcı iş başında!
Bu tehlikeli durum sadece İnternet ortamında değil tabi ki. Tv de her gün merakla beklediği çizgi film arasına konulan reklamlar, kanala ulaşmak için yapılan zaplar, bir parkta ya da yolda duyduğu konuşmalar, sosyal çevreden örnek aldığı tehlikeli davranışlar...
Peki ne yapmalı?
Çocuğumuzu yaşadığımız şu dünyadan soyutlamamız imkansız olduğuna göre, onu bu durumundan en az ziyanla nasıl kurtarırız?
İlginç gelebilir ama yöntem yine neolitik çağ öncesi avcı-toplayıcı toplumlarda gizli. Bu topluluklar yeni karşılaştıkları nesnelere veya canlılara karşı gayet ihtiyatlı yaklaşırlarmış. Hatta yeni bir besinle ilk karşılaştıklarında onu grubun en yaşlı üyesi denermiş. Bunu çağımıza uydurmak gerekirse;
Kontrol altına al, önce sen dene, önceki deneyimlerini yükle, zararlarından arındır,
eğer, hala zararlıysa yaklaşma! Zarar ortadan kalktıysa denemesine müsaade et ve sonuçlarını bekle.
İlk etapta karışık olarak görülebilir. Fakat işin özetine indiğimizde elimize geçenler şunlar oluyor;
Yeni öğrendiklerini ve merak ettiklerini sürekli kontrol edin,
Çocuğunuzun doğruya ulaşması için kullanacağı yolları önce siz deneyin,
Eğer yaşanmış bir deneyiminiz varsa bunu onunla paylaşın,
Merak ettiklerini iyi bilip, zararlı olanlar konusunda tedbirler alın,
İsteklerini göz ardı etmeyin, neyi istediğini değil niye istediğine bakın,
Çevresinde rol model aldıklarını tanıyın, zararlarından arındırın,
Boş zamanlarında veya yalnız kaldığında neler yaptığına dikkat edin.
Sonucunun iyi olmayacağını bildiğiniz hiç bir şey için bir kereden bir şey olmaz demeyin,
Çocuğunuzu kontrol etmeyin, ona karşı kontrollü davranın. Neyi ne zaman yapacağına siz karar verin ama hissettirmeyin.
Böylelikle, koca bir çöp yığınına dönüşen sosyal medya, internet, tv, ve sosyal çevremizden neyi avlamaları veya neyi toplamaları gerektiği konusunda seçici olmaları gerektiğini belirten, yardımımız dokunur. Belki de Avcı-Toplayıcı çocuklarımız insanlığın, ilmin ve teknolojinin kendileri için ne kadar önemli olduğunu hissedecek ve bu işin hazzını yaşayarak, başarıyı kendiliğinden bulacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder