Kovid-19 Günlerinde Talim ve Terbiye


Dünyanın bütününü saran Kovid-19 yani korana virüse bağlı salgınlar dolayısıyla eğitime okul ortamında ara verildi. Okulların tatil edilmesiyle birlikte eğitim öğretimin aksamamasını sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı öncülüğünde uzaktan eğitim planlamaları evlerimize girmeye başladı.
Peki nedir uzaktan eğitim?
Aslında yüksek öğretim düzeyinde pekte yabancı olmadığımız uzaktan eğitim, yüz yüze eğitime alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Yani çeşitli sebeplerle yüz yüze eğitim alamayacak olanların, eğitim haklarını gasp etmemek adına atılmış bir adımdır. Ancak uzaktan eğitimi uygulayan üniversiteler bu işin öğrenciye faydasını tartışırken bir şey fark ettiler. Esasında maliyeti ve riskleri düşük bir eğitim sistemi oluşmaya başlamıştı. işte bunu fark eden hemen hemen her üniversite uzaktan eğitim programlarına başladı.
Şimdi ise salgın vasıtasıyla bunu ilkokul, ortaokul ve lise de deneme fırsatımız oldu. Öğrencinin evde de öğrenebileceğini test ediyoruz. Ayrıca, yıllardır eğitimci yazarların tartıştığı okulsuz eğitimin de pratikte uygulanışı olarak kabul edilebilinir.
Peki bunun bir zararı var mı?
Şu an gözükmüyor, ileri de ne olur bilinmez ama ben ilerisi için de pek karamsar değilim. Hatta okullarda talim ve terbiyenin birbirine karışmaması gerektiğini savunan birisi olarak faydalı olacağına da inanıyorum.
Çünkü uzaktan eğitim bir nevi bireyselleştirilmiş eğitim programıdır. Her öğrencinin öğrenebileceği seviye de ve zamanda bilgileri talep etme hakkı doğar. Örneğin dünya üzerindeki kıtaların oluşumunu öğretmek gibi bir gayeniz olsun. Öğrencilerinize uzaktan eğitim vasıtasıyla konunuzun bu olduğunu açıkladınız. Bir kaç materyal veya video ile çıkış yolu gösterdiniz. Sonrasını öğrencilerinize bıraktınız. Neler ile karşılaşacağınızı tahmin edebilir misiniz? Belki de işin sonunda sizin bile tahmin edemeyeceğiniz bilgiler ile karşılaşacaksınız.
Çünkü öğrenilecek konu tek bir ağızdan dinlenilmeyecek. Öğrenci istediği bilgiyi almak için bir kişinin bilgeleriyle ya da anlatımıyla öğrenmeye maruz kalmayacak.
Çünkü araştırmaya ve geliştirmeye daha uygun. Zaman mekan ve materyal konusunda okul ortamından daha çok alternatif sağlayacak bu da araştırmaya ve geliştirmeye daha uygun olacak.
Çünkü gelecekte okulların en büyük problemi olacağına inandığım ahlaki ve kişilik gelişiminde öğretmene maruz kalma durumu olmayacak.
Peki zararları yok mu?
Toplumsal manada uzun süre, bireysel olarak kısa sürede açığa çıkacak ilk zararı donuk insan tiplerinin oluşması olacaktır. İnsanlarla yüz yüze iletişimde zorluk yaşayan kişilikler oluşacaktır. Empati toplumun  unutacağı kavramlar arasına girecektir. Birey teknolojik iş ve işlemlerde kendini başarılı hissederken, fiziki ve sosyal alanlarla ilgili işlerde kendini yetersiz görecek ve öz güven düşüklüğü yaşayacaktır.
Elbette zararları ve faydaları daha da artırabilirler. Bu işten öğretmenler olarak nasıl bir pay çıkarmamız gerekiyor?
Öğretmenlik mesleği zamanla değişime uğrayacağı kesindir. Bu tarih boyunca böyle olmuştur. İşte değişimin ilk ayak sesleri bu süreçte yaşananlar olabilir. Öğretmenin profesyonel koçlara dönüşebilir, yani öğrencileri sadece yönlendiren, planlama yapan, bilgiye ulaşabilecek yolları gösteren bir antrenör hali alabilir.
Bu ilk etapta yüksek öğretim de uygulanacak sonradan alt öğrenim yıllarına inecektir. Yüksek öğrenim görenler bu şekilde hem mesleklerini öğrenebilecek hem de toplumun içinde kalarak faal bireyler halini alacaktır.
Velhasılı kelam öğretmensiz ve okulsuz bir eğitim yıllarca hep tartışıldı. Şu günlerde bu tartışmaları zaruri de olsa da deneme fırsatı bulduk. Bu salgın geçtikten sonra bu sistemin sonuçları masaya yatırılacaktır. Okulsuz ve öğretmensiz eğitim de ya kabul görecek ya da bir daha açılmamak üzere kapanacaktır.

Yorumlar

  1. Mehmet Hocam kaleminize emeğinize sağlık aydınlatıcı yazılarınızın devamı dileğiyle

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

PLASEBO ETKİSİ

AVCI-TOPLAYICI ÇOCUKLAR